Kalfa Beyo
← Blog'a Dön

Investor Explainer

Alpha, Beta ve Gerçekte Ne Yapmaya Çalıştığımız

KB Asset Management ·

Portföy yönetiminde en sık karşılaşılan iki terim alpha ve beta'dır. Fon bilgi notlarında, performans raporlarında ve yatırımcı görüşmelerinde sıkça yer alırlar — çoğunlukla çok az hassasiyetle. Temel kavramları net biçimde anlamak değerlidir.

Beta: Piyasa Maruziyeti

Beta, bir portföyün geniş piyasaya kıyasla ne kadar hareket ettiğini ölçer. Betası 1,0 olan bir portföy piyasayla uyumlu hareket etme eğilimindedir. 1,2 beta piyasa hareketlerini yaklaşık %20 oranında büyüttüğü anlamına gelir — her iki yönde de. 0,6 beta ise piyasa hareketinin yaklaşık %60'ını yakaladığını gösterir.

Beta bir beceri ölçüsü değildir. Piyasa maruziyetinin ölçüsüdür. Piyasa endeksini tutan bir fon, yapı gereği 1,0 beta'ya sahiptir — piyasa getirisini kazanır çünkü özünde piyasanın kendisidir. Bunu başarmak için aktif yönetim gerekmez.

Alpha: Piyasa Maruziyetinin Ötesindeki Getiri

Alpha, piyasa maruziyeti hesaba katıldıktan sonra kalan getiridir. Bir fon %15 kazanır ve piyasa %12 getiri sağlar, fonun betası 1,0 ise alpha %3'tür. Bu %3, piyasa riskini taşımanın ötesinde bir şeye atfedilebilir.

Akademik finansta sürdürülebilir pozitif alpha elde etmek zordur. Piyasalar rekabetçidir. Gerçek bir avantaj mevcut olduğunda sermaye ona akar ve avantaj aşınır. Bu nedenle yatırım yönetimi sektörü onlarca yıldır alpha'nın sistematik olarak üretilip üretilemeyeceğini tartışmaktadır.

Gerçekte Ne Yapmaya Çalışıyoruz?

KB Asset Management olarak öncelikle alpha bahisleri peşinde değiliz. Amacımız daha spesifiktir: uzun vadeli hisse senedi risk primini — piyasaların tarihsel olarak sistematik risk üstlenen yatırımcılara sunduğu getiriyi — yakalarken bu primi pratikte aşındıran riskleri yönetmek.

En önemli riskler yoğunlaşmış pozisyonlar, keskin düşüşler ve likidite olaylarıdır. Bunlar egzotik riskler değildir. Piyasa döngüleri boyunca bir portföyü yönetmenin gündelik gerçekliğidir. Bunları istikrarlı biçimde kontrol eden, sabit bir oranda bileşik getiri sağlayan bir fon, çoğu çok yıllık dönemde daha yüksek varyanslı bir alternatifi geride bırakır.

Sürecimizdeki artımlı alpha varsa, bireysel menkul kıymetlere yönelik konsantre bahislerden değil — risk yönetimimizin kalitesinden ve disiplininden kaynaklanır.

Neden Düşüş Kontrolü Getiri Kadar Önemli?

%30 kaybeden bir fon önceki yüksek su işaretine dönmek için %43 kazanmak zorundadır. En kötü düşüşlerini %15 ile sınırlayan bir fon ise zirve getirileri daha düşük olsa bile zaman içinde daha verimli bileşik getiri sağlayabilir. Bileşik getirinin matematiği tutarlılığı ödüllendirir.

Bu nedenle düşüş kontrolü, getiri üretimi kadar sürecimizin merkezindedir. Risk önce yaklaşımı savunmacı bir duruş değildir — uzun vadeli sermaye büyümesine giden en doğrudan yoldur.

Geçmiş performans gelecekteki sonuçların göstergesi değildir.